Evrensel ve Küresel bir güç olan Osmanlı İmparatorluğu, bu özelliğini donanımlı devlet adamı ve ordu mensuplarıyla elde etmiştir. Yetkin mülkiye, kalemiye, askeriye ve ilmiye için en önemli şart, ancak vasıflı bir eğitim ve öğretim ortamının teşekkülüyle mümkündür. Yükselme ve gelişme dönemi Osmanlısı, tüm sektörlerde olduğu gibi bilgi ve bilim seviyesinde en üst sınırlara ulaşmış bir yapıya sahiptir. Cihan devleti olmayı hazırlayan niteliklerin başında; ilim, bilgi, yetenek, liyakât ve disiplinin mükemmel bir şekilde harmanlandığı İmparatorluk “Saray Okulu” Enderun gelmektedir.
Yeni Bir Kültür Çevresinin Mensubu: Devşirme
Osmanlı devlet geleneğinin oluşmasındaki en köklü kurum, şüphesiz Enderun’dur. Farsça bir kelime olan Enderun, “iç kısım” anlamına gelmektedir. Enderun’un kadınlara yönelik olan muadil eğitim alanı ise Harem’dir.
Slav dillerinden başlayıp da Yunanca ve Arnavutça konuşulan bölgelerden gelen insanların, bir sarayın dili, üslubu ve icraatı çevresinde kenetlendiği ve bir araya geldiği merkez Enderun’dur. Burada yetişen kişinin, eski dili, dini ve kabilesi ile olan bağlantısı zamanla mesafelenir. Çünkü o, artık yeni bir kültür çevresinin mensubu olma yolundadır.
Enderun’a alınan çocuklar, Osmanlı’ya özgü bir sistem olan “devşirme” denilen bir yöntem ile seçilir ve istihdam edilir. Ancak bu ergenlik dönemi gençler, Enderun’a kabul edilmeden önce alt bir eğitim safhasından geçmeleri gerekirdi.
Hıristiyan aile çocukları içinden seçilen bu çocuklar, saray okuluna girmeden önce, Müslüman Türk ailelerinin himayesinde Türkçe’yi, İslâm inanç ilkeleriyle âdâp ve muaşerete yönelik uygulamaları öğrenirler. Akabinde Edirne, Galatasaray, İbrahim Paşa saraylarında bedenî ve ruhî yeteneklerini ilerletecek dersler ve usulleri ikmâl ederlerdi. Acemi oğlanları, eğitim ve öğretim sonucunda “çıkma” ismiyle ayrılarak değişik yerlerdeki askerî birliklere gönderilirler; üstün kabiliyetli gençler ise yüksek derecede bir eğitimi alması amacıyla Enderun’a kabul edilirlerdi.
Osmanlı yönetim anlayışında, devşirme denilen usul, sistemli bir geleneğin işaretlerini verir. Devşirmeyi gerçekleştiren en önemli şahıs devşirme emini, bu seçimi yaparken, tek çocuklu ailelerin ve tek oğlan çocuğu olan ailelerin mensuplarını devşirmez. Hatta devşirme için, köy ahâlisinin rızasının alınması toplumsal bir sözleşmenin dumura uğramaması için bir zorunluluktur.
Devşirmenin gerçekleştirildiği bazı bölgeler, son derece fakir ve gelecekleri için çok iyi fırsatların gözükmediği köyler olabiliyordu. Kafkasya, Arnavutluk veya İşkodra’nın dağlık coğrafyasından gelen çocukların yeterli beslenme, eğitim ve iş bulma imkânları çok güç bir durumdu. Böyle bölgelerde yaşayan aileler, çocuklarının istikbalinin kurtulması için devşirme eminini beklerlerdi.
Gönüllülük esasına dayanan devşirme, ailelerin onayı ve rızasıyla gerçekleşir. Asla çocuklar ailelerinden zorla kopartılma yoluna gidilmezdi. Devşirilen çocukların bir kısmı yeniçeri neferi olabildiği gibi, bazıları da Sokullu Mehmet Paşa ve Mahmut Paşa gibi devletin yönetiminde söz sahibi olan başvezir olabilmekteydi.
Ulema ve özellikle çok yetenekli olan devşirme eminleri, devşirme için izin istedikleri aileleri “Çocuğunuzu verin. Müslüman olsun, bu sizin için de iyidir, bizim için de iyidir” diyerek ikna ederler. Meselâ devşirilmeden önce, Sokullu Mehmet Paşa, çok meşhur ve bilgili Hıristiyan bir ruhbanın çocuğudur, ancak sonraları çok iyi bir Müslüman olmuştur. Sistemin en dikkat çeken yönü de buradadır.
Osmanlı’da Üstün Yetenekliler Fabrikası: Enderun Mektebi
Osmanlı’da Üstün Yetenekliler Fabrikası: Enderun Mektebi
"Enderun, yaman bir değerlileri seçme, beden ve kafaları yapılandırma makinesidir." Lucette Valensi, Venedik ve Bâb-ı Âli
Osmanlı Devleti’nde eğitim, sibyan mekteplerinden medreselere ve oradan da tekkeler ve meclisler gibi yaygın eğitim kurumlarına kadar geniş bir yelpazeye yayılıyordu. Zaten birkaç neslin bir arada yaşayabildiği pederşâhî aile yapısı, zengin bir eğitim ve bilgi aktarması sürecine sahne oluyor, şimdiki gibi bütün ağırlığın örgün eğitim kurumlarının sırtına yüklenmesine fırsat bırakmıyordu. Şimdilik genel eğitim sürecini bir kenara bırakarak, Osmanlı Devleti’ne ve sarayına asker ve sivil bürokrat yetiştirmesi için kurulan “özel” bir eğitim kurumundan, Enderun Mektebi’nden söz edelim. Enderun denilince, Osmanlı Devleti’nde medrese haricindeki en köklü eğitim kurumundan bahsettiğimizi bilmekte fayda vardır.*
Enderun’un “özel” bir eğitim kurumu olduğunu söylerken, kastımız, bu okulun hem belirli bir amaç için kurulmuş bir ‘meslek okulu’ özelliğini vurgulamak, hem de burada okuyan öğrencilere eğitim ve öğretimin özelleşmiş, ihtisaslaşmış bir türünün verildiğini söylemekti. Kaynaklarda zikredildiği kadarıyla, hazırlık okulları hariç Topkapı Sarayı’nın bünyesinde Fatih Sultan Mehmed tarafından kurulmuş olan bu okul, ‘kitle’ eğitiminden ziyade, yükseldikçe alanı daralan bir piramit gibi düşünülmüş ve piramidin tepesine tırmanmayı özendiren ve zorlaştıran sıkı bir disiplin ve eleme düzeni üzerine oturtulmuştu. Laübaliliklerin, kuralların haricine çıkmaya yönelik teşebbüslerin ve başarısızlığın prim yapmadığı, daha doğrusu elenerek ve “çıkma” yapılarak cezalandırıldığı bir sistem sözkonusuydu Enderun’da. İşte bu disiplindir, Enderun’u sadece Türk-İslam eğitim tarihinde değil, dünya eğitim tarihinde dahî istisnaî bir örnek uygulama, bir proje haline getiren şey. Bazı uzmanların, Osmanlıların elit sirkülasyonunu sağlayan bu rekabetçi ve başarısızlığı affetmeyen buluşuna ‘eğitim mucizesi’ demeyi tercih etmeleri bu yüzdendir.
Dünyanın ilk ‘kamu yönetimi okulu’ olarak da nitelenen Enderun’da öğrenci seçimi, devşirme uygulaması, devşirilen çocukların yetişmesi için altyapı vazifesi gören belirli saray okulları (Galata Sarayı, İbrahim Paşa Sarayı, Edirne Sarayı ve İskender Çelebi Sarayı), sık sık imtihan etmek suretiyle öğrenci eleme usûlü, elenenlerin sokağa bırakılmayıp başka (yan) hizmetlerde değerlendirilmesi, yeteneklilerin tespiti, eğitimde teori-pratik bütünlüğü ve en önemlisi de, adâb-ı muaşeret kurallarının öğretilmesi, önemli bir yer tutmaktadır. Bilgiyi ahlâkla beraber verme, teoriyi uygulamalı olarak öğretme, Enderun’un ana gayelerinden olmuştur. “Enderun Efendisi” veya sadece “Enderunlu” tabiri, artık nesli tükenmiş olan “İstanbul Efendisi” tabirinin eşanlamlısı olarak kullanılmıştır.
Enderun Mektebi Osmanlı Devleti'nin kudretini muhafaza etmek için nitelikli insan yetiştirmek amacıyla kurulmuş bir eğitim müessesesidir. Odalar halinde ve çeşitli kademelerde eğitim ve öğretim verilen, öğrencileri de acemi oğlanlar arasından seçilen bu okul Osmanlı eğitim sisteminde elitler eğitimini meydana getirmektedir.
Enderun Mektebi'nin kurulduğu güne kadar ona benzer başka bir kuruluş bulunmamaktadır, Selçuklularda ve Avrupa'da hanedan mensuplarının özel itinaya dayalı Öğrenim gördükleri mevcut ise de, Enderun Mektebi'nin eğitim sistemi bunlardan tamamen farklıdır.
Enderun Mektebi kurulana kadar Osmanlılarda ve diğer İslâm Devletlerinde eğttim kitle eğitimi şeklindedir. Cami ve medreselerde ağırlığı Din Bilgisi eğitimine dayalı olacak şekilde bir eğitim yapılmıştır. Enderun Mektebi'nin kuruluşundan sonra da kitle eğitimi halka açık olarak faaliyetine devam etmiştir.
Osmanlı Devletini Cihân Devleti Yapan Kurum: Enderun Mektebi
Üstün zekâlıların ve yeteneklilerin eğitim-öğretimi için kurulan ve Türk-İslam Eğitim Tarihi’nde olduğu kadar, Dünya Eğitim Tarihi’nde de çok önemli yere sahip olan Enderun Mektebi, tarihten günümüze eğitimde çok önemli bir yer tutmaktadır.
Enderun, bir şeyin iç kısmı, iç yüzü, dâhili, harem dairesi gibi anlamlara gelmekte olup Enderun Mektebi ise Osmanlı Devleti’nde mülkî, idarî, diplomatik ve diğer önemli kadronun yetiştirildiği yerdir. Bu bağlamda Enderun Mektebi, dünyanın ilk “kamu yönetimi okulu” olarak da nitelendirilebilir. Osmanlı’yı cihan devleti yapan kurumların en başında bu Enderun Mektebi gelir ki, Osmanlı Devleti’nin ihtiyaç duyduğu devlet adamı kadrosu bu mektepten yetişirdi.
Bu mektepte öğrenciler, üstün zekâlılara ve çeşitli yeteneklere yönelik programlarla ve testlerle, ortalama 15 yıllık bir eğitimden geçtikten sonra, devletin ihtiyaç duyduğu üst düzey idarî/bürokratik ve askerî personelin yetişmesi sağlanmıştır. Nitekim bu konuda, önde gelen tanınmış psikologlardan Amerikalı Lewis Terman (Stanford-Binet adlı zekâ testini bulan kişi) Enderun Mektebi’ne alınan çocuklar için şunları söylemektedir: “Zekâ seviyesini ölçmek için ilk defa test yöntemi, Osmanlılarda Enderun mektebine seçilen öğrenciler için uygulanmıştır.” Amerikalı ünlü eğitimci Andreas Kazamias’ın Platon’un idealindeki okul olarak nitelediği Enderun, tarihçi Mustafa Armağan’ın da tam bir isabetle ifade ettiği gibi “Üstün Yetenekliler Fabrikası”ydı. Gerçekten de kişinin yeteneklerine değer verip onları en iyi biçimde geliştiren Enderun Mektebi, Türklerin düzenli, kendine özgü bir eğitim sistemini kurup başarılı sonuçlar aldıklarını göstermekte ve dünya eğitim tarihinde de önemli bir yer tutmaktadır. Bu bağlamda Enderun Mektebi, üstün yeteneklilerin eğitiminde “dünyadaki ilk sistemli eğitim” örneğini oluşturmaktadır. Öyle ki pek çok batılı kaynakta, Osmanlı Devleti’nin altı yüzyıl boyunca devam etmesinin temel nedeninin, üstün yetenekli çocukları Enderun’a devşirme yöntemiyle seçip orada eğitim verdikten sonra ülke yönetimini bu kişilere emanet etmesi olarak gösterilmektedir. Amerika’da Enderun Mektepleri hakkında 350’ye yakın akademik çalışma yapılmıştır.