ENDERUN

Eğitim, Öğretim, Bilim ve Teknoloji Tarihi

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

DİVANÜ LUGATİ'T TÜRK

E-posta Yazdır PDF

Bulunuş Öyküsünden Yayımlanışına Divanü Lugati't-Türk

Bugün tek nüshası İstanbul’daki Millet Kütüphanesinde olan Divanü Lugati’t-Türk’ün bulunuşu, yayımlanması ve çevirisi, ilgi çekici olaylar dizisidir. Eserin bulunuşu tamamen bir rastlantı sonucudur. Kitap dostu Ali Emiri’nin bilgisi, dikkati, kitap sevgisi ve çabaları olmasaydı eser bilgisiz ellerce belki de yok edilecek, dilimizin ve kültürümüzün en büyük hazinesinden mahrum kalacaktık.

Kasgarli-Mahmut-Divanu-Lugatit-TurkDivanü Lugati’t-Türk’ten ilk söz eden Antepli Aynî diye de tanınan Bedreddin Mahmud’dur. İkdü’l-Cuman fi Tarih-i Ehli’z-Zaman adlı eserinin birinci cildinde Kâşgarlı Mahmud’un eserinden yararlandığı görülmektedir. Aynî, yalnızca bu eserinde değil kardeşi Şahabeddin Ahmed ile birlikte yazdığı Tarihü’ş-Şihabî’de de Divanü Lugati’t-Türk’ten yararlanmıştır. Daha sonra Kâtip Çelebi ünlü eseri Keşfü’z-Zünûn’da Divanü Lugati’t-Türk’ü anmıştır. 

Başka birkaç kaynakta daha anılan ve bilgilerinden yararlanılan Divanü Lugati’t-Türk’ün varlığı bilinmekte ancak 1914 yılına gelinceye kadar tek bir nüshasına bile ulaşılamamaktaydı. Oysa Divanü Lugati’t-Türk’ün bir nüshası eski Maliye Bakanlarından Nazif Bey’in kitaplığında bulunmaktadır. Türk dili ve kültürü bakımından önemini bilemeyen ancak değerli bir kitap olduğunu tahmin eden Nazif Bey, yakınlarından bir kadına kitabı verir ve:

-Bak sana bir kitap veriyorum. İyi sakla… Sıkıştığın zaman sahaflara götür. Altın para ile otuz lira eder, aşağıya verme! der.

Bir süre sonra paraya ihtiyacı olan kadın, kitabı Sahaflar Çarşısı’ndaki kitapçı Burhan Bey’e götürür ve otuz liraya satmak istediğini söyler. Divanü Lugati’t-Türk gibi bir eser için otuz lira hiç de yüksek bir miktar değildir ama bu kitabın önemini ve değerini bilmeyenler için yüksek bir bedeldir. Burhan Bey, yüksek bir fiyatla alır diye kitabı Maarif Nazırı Emrullah Efendi’ye götürür. Nazır da kitabı İlmiye Encümenine havale eder. Kitabı incelemek için bir hafta süre isteyen Encümen, bir hafta sonra kitaba on lira değer biçer. Kitabın kendisinin olmadığını, sahibinin otuz liradan bir para bile aşağıya inmediğini söyleyince Encümendekiler,

-Biz otuz liraya bir kütüphane satın alırız. Al kitabını, istemiyoruz, diyerek kitabı Burhan Bey’e geri verirler.

İşte tam da o günlerde, ömrünü ve servetini kitaplara adayan, haftada birkaç kez Sahaflar Çarşısı’na uğrayıp, kitapçıları tek tek dolaşarak yeni bir şey olup olmadığını sormayı alışkanlık edinen Ali Emiri Efendi, kitapçı Burhan Bey’in dükkânına uğrar. Ali Emiri Efendi yeni bir şey olup olmadığını sorunca, Burhan Bey, 

-Bir kitap var ama sahibi otuz lira istiyor, diyerek olanı biteni anlatır ve sürenin ertesi gün dolacağını, yaşlı kadının kitabı almaya geleceğini söyler.Eline aldığı kitabın adını okuduğu anda Ali Emiri Efendi, bayılacak gibi olur… Dünyada eşi benzeri olmayan, Türk dilinin en değerli eseri Divanü Lugati’t-Türk’tür elindeki kitap… Otuz değil, otuz bin liraya bile değerdir bu kitaba. Kendisini hemen toparlayan Ali Emiri Efendi, kesin alıcı görünmemek, kitapçıyı şımartmamak amacıyla:

Devamını oku...
 

BURSA - YEŞİL MEDRESE (Sultaniye Medresesi)

E-posta Yazdır PDF


Bursa - Yeşil MedreseÇelebi Sultan Mehmet
’in isteği ile 1415-1919 yıllarında yapılan Yeşil Cami Külliyesi, cami, medrese, hamam, imaret ve medreseden meydana gelmiştir. Yapı topluluğundan, caminin cümle kapısı üzerindeki kitabeden öğrenildiğine göre mimarı Hacı İvaz Paşa’dır.

Yeşil Medrese Çanlı (Yeşil) Deresi’nin yanında, Babacan Köprüsü’nün yakınındadır. Sultaniye Medresesi olarak da bilinen Yeşil Medrese´nin yapımını Çelebi Sultan Mehmed diğer külliye yapıları ile birlikte 1419 yılında başlatmıştır.

Anadolu Selçuklu medreselerinin bir devamı niteliğinde olan Yeşil Medrese plan olarak Yıldırım Medresesi'ne de çok yakındır. Medreseye kuzeydeki üzeri çapraz tonozlu bir eyvandan girilmektedir. Geniş bir avlusu bulunan medresenin avlusunda mermerden bir havuz bulunmaktadır. Medrese bu avlunun etrafında revaklı bir gezi yeri ve bunun arkasında 14 medrese odasından meydana gelmiştir. Bu odalardan beşi doğu, diğer beşi batı yönünde olup, girişin iki yanında da ikişer oda bulunmaktadır. Avluyu üç taraftan kuşatan odaların önündeki revak, 18 sütunun birbirine sivri kemerlerle bağlanması ile meydana gelmiştir. Buradaki sütun gövdeleri ile başlıkların bir kısmı Bizans dönemine ait devşirme parçalardır. Bu revakların üzeri de yakın tarihlerde yapılan onarımlar sırasında çatı ile örtülmüş ancak orijinalinde bunların küçük birer kubbe ile örtülü olduğu bilinmektedir.

Devamını oku...
 

AMASYA - KAPI AĞASI (Büyük Ağa) MEDRESESİ

E-posta Yazdır PDF

Amasya Büyük Ağa Medresesi

Şamlar Mahallesi’nde Beyzıt Camisi’nin karşısındadır. Halk arasında Büyük Ağa Medresesi olarak da tanınmaktadır. Medreseyi II.Beyazıt’ın Kapı Ağası Abdülmûinoğlu Hüseyin Ağa 1488’de yaptırmıştır.

Osmanlı medrese mimarisinde benzerine çok az rastlanan sekizgen plân tipindeki medrese olup, son yıllarda onarılmıştır. Ön Asya ve Selçuklu mezar anıtlarında görülen sekizgen plan şeması fonksiyon itibariyle ilk defa bu medresede tatbik edilmiştir. Duvarları moloz taş ve tuğla hatıllıdır.

Amasya Kapı Ağası Medresesi

Medreseye kuzeybatı köşesindeki büyük yay kemerli bir kapıdan girilmektedir. Sekizgen plânlı avlunun her kenarında dörder sütun üzerine sivri Bursa Kemeri revaklarla çevrilmiştir. Bunların arkasında 20 medrese hücresiyle bir dershane vardır. Dershane aynı zamanda mescit olarak kullanılır ve üzeri büyük bir kubbe ile örtülüdür.

 

Edirne - Sultan Bayezid ll Külliyesi

E-posta Yazdır PDF


Sultan Bayezid ll’nin Edirne’de yaptırdığı Bayezid Camii ile buna bağlı medrese, şifahane v.b.’den oluşan eserler topluluğu.

 Sultan Bayezid Camii ve külliyesi 1484-1488 yıllarında Mimar Hayrettin tarafından yapıldı. Külliyenin bütünü 100 kadar kubbe ile kaplıdır. Caminin kubbesinin çapı 22,55 metredir, yanı başında küçük avlulu bir medrese ve biraz açığında geniş avlulu bir şifahane vardır. Sultan Bayezid II bu külliyenin yönetimi için 167 görevli atamıştı. Buradaki Tıp Medresesi’nde okuyan öğrenciler hastahanelerde staj görüp yetişirlerdi. Ülkenin ünlü bilginleri Bayezid medreselerinde müderrislik (profesör) yaparlardı.  

 

Devamını oku...
   

MARDİN - KASIMİYE MEDRESESİ

E-posta Yazdır PDF


Kasımiye Medresesi

Mardin’in güneybatısındaki tepenin altında bulunan Kasımiye Medresesi’nin yapımına Artuklu döneminde başlanmış, Sultan Kasım tarafından da 1487-1502 yıllarında tamamlanmıştır. Medresenin yapım tarihi bilinmemektedir. Akkoyunlu Hükümdarı Cihangiroğlu Kasım, Mardin’i onarmak için geniş bir çalışma başlatmış, bazı yapıların yanı sıra medreseler de yaptırmıştır.

Devamını oku...
 

Eskişehir Mevlevihanesi, CUMARTESİ PROGRAMLARI

E-posta Yazdır PDF

ESKİŞEHİR MEVLEVİHANESİ KÜLTÜR DERNEĞİ

 Eskişehir Mevlevihanesi Kültür Derneği Sunar

28 Eylül –30 Ekim 2010

CUMARTESİ PROGRAMLARI

Her Cumartesi saat 15.00'de
Yer: Eskişehir Mevlevihanesi Kurşunlu Külliyesi Semahanesi (Lületaşı Müzesi yanı)
Etkinlikler ücretsizdir

  • 25 Eylül 2010- Tasavvuf Müziğinin Şifası
  • 09 Ekim 2010- Afyon’da Mevlevilik ve Afyon Mevlevihanesi
  • 16 Ekim 2010 - Post-nişînlikten Aşkın Sultanlığına: Manisa'da Mevlevilik ve Mevlevîler
  • 30 Ekim 2010 - Yenikapı Mevlevihanesi son post-nişinleri


Eskişehir Mevlevihanesi Kültür Derneği
Dede Mahallesi Yeşilefendi Sokak No.3
(Kurşunlu Cami yukarısında, Osmanlı Evi sokağında)
Odunpazarı Eskişehir 26030
Tel: 0 222 231 00 10

www.emev.org

 

'1001 İcat: Bilim ve Teknolojinin 1000 Yıllık Serüveni' İstanbul'da

E-posta Yazdır PDF

1001 İcat

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın mart ayındaki Londra ziyaretinde gezip gördüğü ve Türkiye'ye getirilmesini istediği '1001 İcat: Bilim ve Teknolojinin 1000 Yıllık Serüveni' adlı sergi, Sultanahmet Meydanı'nda açılıyor. 17 Ağustos'tan itibaren görülebilecek sergide, İslam medeniyetinin dünya bilim ve teknolojisine yaptığı katkıları anlatan icatlar yer alacak.

İslam medeniyetinin bilim ve teknoloji alanındaki zenginliğini anlatan devasa sergi, nihayet yolunu İstanbul'a düşürdü. '1001 İcat: Bilim ve Teknolojinin 1000 Yıllık Serüveni' adlı sergi, 17 Ağustos'tan itibaren Sultanahmet Meydanı'nda ziyaretçilerini ağırlayacak. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın mart ayında Londra ziyaretinde gezip gördüğü ve Türkiye'ye getirilmesini istediği sergi, 1000 metrekarelik kapalı alana yayılacak ve ücretsiz gezilebilecek. Merkezi Londra'da bulunan ve dünyanın birçok yerinden bilim adamının üye olduğu Bilim, Teknoloji ve Medeniyet Vakfı (FSTC) tarafından gerçekleştirilen '1001 İcat'; Müslümanların tıp, astronomi, şehir, ticaret, coğrafya başta olmak üzere pek çok alandaki buluşları ile günümüz bilim ve teknolojisinin temellerini ele veriyor. Topkapı Sarayı Gülhane Parkı'nda yer alan İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi'ne yolu düşenler, 1001 İcat sergisine daha kolay intibak edecek. Zira müzedeki eserlerin benzerleri ve daha pek çok farklı buluş sergide karşımıza çıkacak. Eserlerin en önemli özelliği ise interaktif olması. Kısacası sergilenen eserleri günümüz teknolojisinin imkânlarını kullanarak çocuksu bir merakla kurcalayabileceksiniz.

Devamını oku...
 


Sayfa 3 - 5


AKADEMİK KURULUŞLAR


Kimler Sitede

Şu anda 51 ziyaretçi çevrimiçi