ENDERUN

Eğitim, Öğretim, Bilim ve Teknoloji Tarihi

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

The Muslim Heritage Awareness Group (MHAG)

E-posta Yazdır PDF

The Muslim Heritage Awareness Group (MHAG)

The Muslim Heritage Awareness Group is a network of Muslim and non-Muslim academics experts and public figures associated with FSTC who believe in its noble mission. The network holds regular meetings, mainly at the Royal Society in London, on pre-defined themes that guide and inform the subsequent work of FSTC.
The main functions of MHAG currently include:

1. Profile-building of Muslim heritage themes and FSTC content through:

  • Lectures and seminars
  • Peer Reviewing
  • Brain storming
  • Campaigning
  • Public Relations & Marketing
  • Lobbying
  • Networking
  • Press packs
  • Resource development

2. Gaining new material through:

  • Inviting academics who have conducted or are conducting research into Muslim heritage and are connected with potential sponsors and young research scholars.
  • Commissioning these experts to provide specialist consultancy, new material and editorial assistance for MuslimHeritage.com.

3. Building academic alliances and partnerships through:

  • Developing and maintaining UK and international academic links.
  • Building both online and offline strategic partnerships.
  • Establishing university departments of Muslim heritage research.
  • Recommending steps to improve the governance and organisation of FSTC.

Each MHAG meeting is on a different theme and usually comprises four presentations from experts, each of 20 minutes. This is followed by a business meeting including the special advisors.


The Muslim Heritage Awareness Group (MHAG)

 

Examples of recent meetings include:

  • Social Media, Royal Society, London, 24 March 2009
  • The Environment and Muslim Heritage, Royal Society, London, 14 July 2009
  • Curriculum Enrichment for the Common Era (CE4CE), Royal Society, London, 30 September 2009. (This meeting launched a new FSTC subsidiary company, Curriculum Enrichment Limited).

In October 2010, the Muslim Heritage Awareness Network Turkey (MHANT) was established during the 1001 Inventions exhibition in Istanbul. It is hoped that similar networks and groups will be established in other countries.


Muslim Heritage Awareness Network Turkey (MHANT)


 

HATAY PAYAS - SOKULLU MEHMET PAŞA KÜLLİYESİ

E-posta Yazdır PDF

HATAY PAYAS - SOKULLU MEHMET PAŞA KÜLLİYESİ

Hitit, Asur, Pers, Yunan, Helenistik, Roma, Bizans, Erken Arap, Haçlı, Ceneviz ve Memlük akın ve uygarlıklarına sahne olmuş ve sonuçta Sultan 1. Selim zamanında Mercidabık Savaşı (1516) ile Osmanlı topraklarına katılmıştır. Antik dönemde "Baias", daha sonra "Payas" adını alan yerleşim yeri, esas kimliğini Osmanlı döneminde kazanmış, kitabesine göre, 1574 yılında yapımı tamamlanan ve devrin ünlü Sadrazamı Sokullu Mehmet Paşa (1564-1579) tarafından başmimar Sinan (1539-1588) ve Hassa Mimarlar Teşkilatı'na inşa ettirilen külliye ile önemli bir iskele ve konaklama merkezi hüviyeti kazanmıştır. 

HATAY PAYAS - SOKULLU MEHMET PAŞA KÜLLİYESİMimar Sinan, başkent İstanbul dışında, gerek İstanbul'u Balkanlar ve Orta Avrupa'ya, gerekse Anadolu ve Yakındoğu'ya bağlayan askeri, sefer, kervan, haç ve ulak gibi amaçlara hizmet eden yollar üzerinde de külliyeler inşa etmiştir. Bu külliyelere "Menzil Külliyeleri" denilmektedir.

Geçit yeri, tepe akarsu kenarı ve denize yakın şekilde konumlanan menzil külliyelerinin yapımına, 16.yy'da başlanmış 17.yy'da devam etmiştir.

Derbent (sınırlarda bulunan küçük kale) Teşkilatı ile bağlantılı bir menzil yeri olarak belirlenen Payas, çevreden aşiretler getirtilerek yeniden iskana açılmış, bu bağlamda, Sultan 2. Selim zamanında (1566-1574) Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa ve İmparatorluğun imkanlarıyla sahile, iskele, gümrük, tersane ve kule, sahilden birkaç metre içeriye de yeniden inşa edilen kale ve kapsamlı bir külliye yapılarak gerek bölgesel bir merkez oluşturulması, gerekse deniz ve karayolunun güvenliğinin sağlanması istenmiştir. Yeni kurulmaya başlayan bu kentin nüfusunu arttırmak için de iskana tabi tutulan aşiretlere bazı vergi kolaylıkları sağlanmıştır.

Devamını oku...
 

ÇANKIRI - TAŞ MESCİD (Cemaleddin Ferruh Darülhadis’i)

E-posta Yazdır PDF

Çankırı - Taş Mescid (Darülhadis)

TAŞMESCİD: ANADOLU’DA KURULAN İLK DÂRÜLHADİS

Hakkı Duran

Kur’an ve Sünnet, İslâm’ın birbirini tamamlayan iki temel kaynağıdır. Sünnetin ifadesi olan hadisler de esas itibarıyle vahy ve ilhama dayanır. Hz. Peygambere ve onun sünnetine uymayı kesin bir şekilde uymayı emreden bir çok âyet ve hadisler mevcuttur.  

Hadis, sünnetle eş anlamlı olup, Peygamber Efendimize nispet edilen söz, fiil, takrir ve niteliklere denmektedir. Bir diğer ifade ile sünnetin söz ve yazıyla nakledilmiş şekli demek olan hadislerin toplanması, tasnifi ve değerlendirmesi şeklinde  yapılan ve yaklaşık  üç asır süren çalışmalar sonucu geniş sahası olan bir ilim dalı meydana geldi.[1] Bir tanım olarak  hadis, Hz. Peygamber’in sözlerini, fiillerini ve tasviblerini ifade eden terimdir. Hadisleri tesbit, nakil ve anlamaya yönelik ilim dalına da hadis ismi verilmektedir.[2] 

DÂRÜLHADİS NEDİR? 

Dâr kelimesi, “yer, mekân,ev, yurd” gibi anlamlara gelmektedir. Dârü’l-hadis, “Hadis okutulan yer” demektir. Önceleri evler, mescidler ve medreseler bünyesinde yapılan hadis öğretimi faaliyeti, ilk defa Büyük Selçuklular döneminde dârülhadis denen ayrı müesseselerde yapılmaya başlamıştır. Hadis mektebi, hadis medresesi anlamında olup, bu öğretim faaliyetinin yapıldığı bina anlamını da ihtiva eder. 

İslâm dünyasında medreselerden ayrı olarak “Dârülhâdis” adıyla  ilk öğretim kurumu, 1170’de Şam’da kurulmuştur. Kurucusu Selçuklu atabeglerinden Nûreddin Mahmûd  Zengî'dir (ö.1174). Dârü’l-hadîsi’n-Nuriyye diye adlandırılan bu müessese, büyük muhaddis ve tarihçi İbn Asâkir (ö.1175)  adına yaptırılmıştır. Şam’da kurulan bu müesseseden yaklaşık 70 yıl sonra Anadolu’da ilk dârülhadisin kurulduğunu görmekteyiz. 

ANADOLU’DA İLK DÂRÜLHADİS

Anadolu’da kurulan ilk dârülhadis,  ötedenberi iddia edildiği şekliyle Konya İnce Minare Darülhadisi olmayıp ondan 35 yıl önce kurulan ”Çankırı Dârülhadisi”dir. 

 Bu konuya dikkatleri ilk kez çeken merhum Prof. Dr. Ali Yardım’a[3] şükran borçluyuz.

Devamını oku...
 

BİTLİS - İHLASİYE (GÖKMEYDAN) MEDRESESİ

E-posta Yazdır PDF

BİTLİS - İHLASİYE (GÖKMEYDAN) MEDRESESİ BİTLİS - İHLASİYE (GÖKMEYDAN) MEDRESESİ

Bitlis şehir merkezinin Gökmeydan Mahallesi’nde yer almaktadır. Külliye içinde bulunan medrese, Şemseddin Han oğlu Emir Şerifhan tarafından 1589 yılında inşa edilmiştir.

Medrese doğu-batı doğrultusunda uzanan dikdörtgen bir plan şeması üzerine kurulmuştur. Dikdörtgen formu arka cephenin ortasındaki beş kenarlı çıkıntı değiştirmektedir. Dört eyvanlı kapalı avlulu Selçuklu medreseleri şemasında tasarlanıp uygulandığı, ancak daha sonraki dönemlerde bazı değişiklikler yapılmıştır. Girişin hemen karşısında yer alan ve kubbeli orta mekanla birleşen ana eyvan, cepheden dışa taşan beş kenarlı bölümle bütünleşmiştir. Medresenin köşelerinde kalan diğer mekanlar, güneydoğuda mescit; diğerlerinde orta eksene paralel konumda ikişer oda şeklinde düzenlemiştir.

BİTLİS - İHLASİYE (GÖKMEYDAN) MEDRESESİ BİTLİS - İHLASİYE (GÖKMEYDAN) MEDRESESİ

Tamamı düzgün kesme taştan yapılan eser dört yönden köşe kuleleri ile desteklenmiştir. Orta mekan içten kubbe, dıştan sekizgen kasnağa oturan basık bir külahla örtülmüştür. Kasnağın her kenarında sivri kemerli pencereler yer almaktadır. Diğer mekanlar ise içten beşik tonoz, dıştan düz dam şekilde tasarlanmıştır.

Plan, mimari ve süsleme özelikleri ile klasik Selçuklu eserlerini hatırlatan medrese, Bitlis’in en görkemli mimari yapılarından biridir. Günümüzde Bitlis İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü hizmet binası olarak işlev görmektedir.

 

HAKKARİ - ZEYNEL BEY MEDRESESİ

E-posta Yazdır PDF

Hakkari - Zeynel Bey Medresesi Hakkari - Zeynel Bey Medresesi Hakkari - Zeynel Bey Medresesi

Hakkari Merkez Güleşer Baba Mahallesi’nde yer almaktadır. Medrese XVI. yüzyılın ikinci yarısında Hakkari Beyleri’nden Zeynel Bey tarafından inşa edilmiştir. Yapı kuzey-güney istikametinde zemine kurulmuştur. 

Dikdörtgen planlı, tek katlı bir avlu ve avlu etrafında sıralanmış birçok farklı mekandan meydana gelmiştir. Günümüzde oldukça tahrip ve yıkık olan medresede bilimsel kazılar devam ettiği için plan şeması tam olarak belirlenememiştir. 

Medreseye kuzey bölümden açılmış bir kapı ile girilmektedir. Yapının beden ve iç duvarlarında kaba yonu ve moloz taş kullanılmıştır. Mevcut kalıntılarda süsleme elemanına rastlanmamış olup, bağlayıcı malzeme olarak kireç harcı kullanılmıştır.

 

ÇANKIRI - ÇİVİTÇİOĞLU MEDRESESİ

E-posta Yazdır PDF

Çankırı - Çivitçioğlu Medresesi Çankırı - Çivitçioğlu Medresesi

Büyük Caminin kuzeydoğusunda sokak köşesinde yer alan dikdörtgen planlı, zemin katı taş, esas yapı bağdadîdir. Birinci kat yerden 1.5 m. yükseklikte ahşap konsollara çıkma yaparak oturmaktadır. Üstü alaturka kiremitli kırma çatı ile örtülüdür. Köşelerde yuvarlatılmış olan saçaklar oldukça geniş ve saçak altları ahşap çıtalarla düzenlenmiştir. Vakıf kayıtlarına göre 17. yüzyıla aittir. Uzun yıllar inşaat malzemelerinin konulduğu depo olarak kullanılan Çivitcioğlu Medresesi Çankırı Belediyesi tarafından tefriş edilerek ziyarete açılmıştır.

Çankırı - Çivitçioğlu Medresesi

 

ÇANKIRI - TAŞ MESCİD (Cemaleddin Ferruh Darülhadis'i)

E-posta Yazdır PDF


Çankırı -Taş MescitTaş Mescid, (Cemaleddin Ferruh Darülhadisi) Çankırı'da Selçuklu Dönemi'nden kalma en önemli yapıdır. İki ayrı yapıdan oluşan eserin şifahane kısmı, Anadolu Selçuklu Hükümdarı Keyhüsrevoğlu I. Alaadin Keykubat zamanında Çankırı Atabeyi Cemaleddin Ferruh tarafından Miladi 1235 yılında yaptırılmıştır. Şifahaneye 1242 yılında bir de darulhadis kısmı ilave edilmiştir.

Yapının plastik sanatlar bakımından önemi ise, üzerinde yer alan iki adet figürlü parçadan meydana gelmektedir. Bunlardan biri sürekli yayınlara konu olmuş ve üzerinde durulmuştur. 100x25 cm ebatlarındaki bu kabartmanın özelliği, gövdeleri birbirine dolanan iki ejder (yılan) motifidir. Ejderlerin başları birbirine karşılıklı gelecek şekilde biçimlendirilmiştir. Günümüzde "Tıp Sembolü" olarak kullanılan kabartmanın orjinali kaybolmuş olup aslına uygun olarak yaptırılan yenisi yerine konulmuştur.

Halk arasında su içen yılan olarak da isimlendirilen ikinci parça diğerinin aksine alçak kabartma şeklinde olmayıp başlı başına bir heykel görünümündedir. Darulhadis'te kullanılan gözenekli taştan yapılmış olan parça kupa şeklinde olup gövdesine bir yılan sarılmakta ve üst kısmında uzantı yaparak sonuçlanmaktadır. Bu motif ise günümüzde "Eczacılık Sembolü" olarak kullanılmakta ve halen Çankırı Müzesi'nde sergilenmektedir.

Çankırı Taş Mescid  
Çankırı Taş Mescid  
(Fotoğraflar: Kadir Yılmaz - Ümmühan Yılmaz)

 

SİVAS - GÖK MEDRESE (Sahibiye Medresesi)

E-posta Yazdır PDF

Fotoğraf: Aydın Sertbaş

Sivas - Gök Medrese (Fotoğraf: Aydın Sertbaş)Asıl adı Sahibiye Medresesi. İsmi bazen bitişik olarak "Gökmedrese" şeklinde de yazılabilir. Anadolu Selçuklu Devleti’nin önemli eserlerinden biri olan Gök Medrese Sivas ilimizdedir.

Batı yönünde giriş kapısının yer aldığı ana büyük kapı üzerindeki kitabesinden anlaşıldığına göre 1271 yılında Sahip Ata Fahrettin Ali (Arapça: صَهِپ اتَ فَكهر ال ضِن الِ Sâhip Ata Fakhr al-Din Ali) tarafından Mimar Kaluytan'a (Kaluyan el-Konevi) yaptırılmıştır. Taç kapısının yan sütunca başlıkları üzerinde karşılıklı olarak yazılı imzaya göre Gök medresenin mimarı Konyalı Kaluyan'dır.

Taç kapının üzerindeki kitabede şöyle yazılmıştır:

عمر في ايام دولة السلطان الاعظم شاهنشاه المعظم غياث الدنيا و الدين كيخسرو بن قليج آرسلان خلد الله دولته

"Ulu sultan, yüce şahlar şahı, dünya ve dinin yardımcısı Kılıçarslan oğlu Keyhüsrev’in devleti zamanında yapılmıştır. Allah devletini daim eylesin."

Çifte minareli taç kapısı, ve kapının üzerindeki süslemeler, yapının en görkemli bölümüdür. Süslemelerde 12 tür hayvan başı, yıldız, ve hayat ağacı motifleri kullanılmıştır. Duvarları yontma kalker taşından yapılan medresenin minareleri 25 metre uzunluğundadır.

Gök Medrese açık avlulu dört eyvan şemasının uygulandığı iki katlı olduğu iddia edilen bir medresedir. Plastik sanatın şaheserlerinden olan taç kapıda mermer malzeme nedeniyle ışık gölge sistemi genel görünümünü etkilemektedir. Ayrıca sırlı tuğla ve mavi çini işçilikli tuğla örgülü minarelerde taç kapıya daha da önem kazandırmaktadır. Cephenin solunda üç dilimli kemeri, iki satırlık kitabesi ve üç yönü dolaşan geometrik bordürüyle çeşmesi cepheyi daha hareketlendirmiştir. Bu hareketliliği sağ ve sol tarafta benzemeli pencereler ve bekitme kuleler tamamlamaktadır. Medrese taç kapının üst iki köşesinde iç içe girmiş hayvan başları doldurmaktadır.

Devamını oku...
 


Sayfa 2 - 5


AKADEMİK KURULUŞLAR


Kimler Sitede

Şu anda 62 ziyaretçi çevrimiçi