Argıthanı’nda eğitim ve öğretim Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın kasabayı yeniden kurması ile başlamıştır. Argıthanı derbendi inşa edilirken bu kuruma cami, zaviye, ve mektep yapılmıştır. Bu dönemde zaviye şeyhi hem tasavvuf alimi hem de müderristir. Bu gün İskan mahallesinde Şeyh Ali Sokağı o şeyhin adını yaşatmaktadır.
Argıthanı’ndaki medreselerden çok kıymetli bilginler yetişmiştir. Bu kimseler çevresini dini, dünyevi ve kültürel yönden aydınlatmıştır. Bu bilim ve kültür hareketi kasabada iki asır, Cumhuriyet’in ilanı ile 1924 yılında medreselerin kapatılmasına kadar devam etmiştir.
Medreseler İslam eğitim sisteminin yerleştirildiği eğitim ve öğretim kurumlarıdır. Argıthanı’nda dört medrese vardır.
1- Veli Efendi,
2- Tosun Mehmet Efendi,
3- Mestan Efendi,
4- Süleyman Efendi (İbrahim Paşa Camii Kebir) (CERAN, 1996, s.65)
VELİ EFENDİ VE MEDRESESİ:
Selçuklu ve Osmanlılar da bir yüksek öğretim kurumu olan medreseler, İslam kültürünün verildiği ve yerleştirildiği eğitim ve kültür merkezidir. Bu yüzden medrese bulunan il, ilçe ve kasabalar, her dönemde ve bugünde eğitim, kültürel ve sosyo-ekonomik yönden varlıklarını halk üzerinde tesiriyle göstermektedir. Bir medrese ve eğitim beldesi olan Argıthanı halkının dürüst, kültürlü, ahlaklı ve inançlı olması bu kültürel mirasın bir devamıdır.
Medreselerde eğitim yapanlara müderris, baş müderrislere de ders-i ali denilirdi. Onlar medreselerinde eğitim yaparak çevrelerini dini, ahlaki, tasavvufi, ilmi ve sosyo-kültürel yönden aydınlatmışlardı.
Konya Valisi Mehmet Sait Paşa zamanında (1301/1885) yılında çıkarılan Konya vilayeti salnamesinde Argıthanı’nda iki medrese vardı. Bu iki medresede seksen öğrenci tahsil yapmakta ve sarf, nahis, mantık ve tasavvuf dersleri okumaktadırlar. (Konya 1301 Vilayet Salnamesi’nden aktaran CERAN, 1996, s.66)
Bu medreselerden biri Şemsüd-Din Altun Aba’nın kervansarayında bulunan Veliyüd-Din Efendi’nin, diğeri Ulu Camii dibinde Süleyman Efendi’nin medresesidir.



MEDRESELER











